Migren ameliyatı nasıl yapılır?

Migren hastalığı kişinin çok şiddetli baş ağrıları yaşamasına neden olan, ancak hastalığa neyin sebep olduğu bilinmeyen bir rahatsızlıktır. Migren hastalığının belirtileri ve tetikleyici etkileri her insanda değişiklik gösterdiğinden, oluşumu hakkında bilgi sahibi olunmayan migrenin kalıcı bir ilaç tedavisi de yoktur. Migren hastalarının yaşadığı baş ağrıları esnasında ağrı kesici alarak adeta günü kurtarmaya dayalı olan tedavi yöntemleri, yakın gelecekte tesadüfen keşfedilen migren ameliyatı ile birçok kişiye tedavi imkanı sağlamıştır.migren tedavisi, migren tedavisi yapımı, migren tedavisi nasıl yapılır

Migren ameliyatını bulan çok ilginç olmasına rağmen Amerikalı bir plastik estetik cerrahıdır. Yüz gerdirme ameliyatı yaptığı hastalarının bir müddet sonra migren hastalığına bağlı baş ağrılarının yok olduğunu fark eden hekim, yüz bölgesinde hissedilen baş ağrılarının da tedavi edilebileceğini bulmuştur. Migren ameliyatı kişinin hissettiği ağrının yüzün neresinde en fazla görüldüğüne göre değişmektedir.

Burun bölgesinde ağrıyı çok şiddetli hisseden hastalara cerrahi müdahale de bulunulduğunda, burundaki sinirlerin kesilerek iptal edilmesi sağlanır. Böylece hasta migren ağrılarında bu bölgede sinir olmadığından herhangi bir acı da hissetmemektedir. Göz çukuru, burun, ense, alın ve şakak gibi birçok farklı bölgeye vuran migren hastalıklarında uygulanabilen bu teknik, hastaların motor sinirlerine herhangi bir müdahale yapılmadığından kişi için herhangi bir sağlık riski de içermemektedir. Sadece acı hissini taşıyan sinirlerin iptal edilerek hastanın migren atakları esnasında hissettiği şiddetli ağrının yok olması sağlanmaktadır.

Ancak uygulanan bu migren ameliyatı çok yeni bir tekniktir ve hala geliştirilmektedir. Bu nedenle uzun vadede hastaların sağlık durumları üzerinde nasıl bir etki yarattığını şuan için kesin olarak söylemek mümkün değildir. Birçok migren hastasının operasyondan sonra migrene bağlı ağrıları büyük ölçüde azalmış ya da tamamen yok olmuştur ancak sayısı fazla olmamak ile birlikte bazı hastalarda ise ağrı daha farklı bölgelerde görülmeye başlanmıştır. Ancak bu hastalarda yeri değişen migren ağrısının şiddetinin, eskine nazaran çok daha az ve dayanılabilir bir ağrı olduğunu söylemektedir.

Mevcut ağrı kesiciler ile baş ağrısının daha az hissedilmesini amaçlayan ilaç tedavilerine göre uygulanan bu operasyon, tüm hastalar

Migren Cerrahisi Nedir?

Migren cerrahisi hakkında merak ettiklerinize cevap bulabilmek için, aşağıda bulunan yazıları tamamen okumanızı tavsiye ediyoruz.Migren cerrahisi profesyonelleşmiş kişiler tarafından yapılması gereken ameliyatlardır. Lütfen bu migren hastası iseniz, cerrahioperasyona karar vermeden önce, kendinizi kime emanet edeceğinize çok iyi düşünerek ve araştırarak karar veriniz.migren tedavisi, migren tedavisi yapımı, migren tedavisi nasıl yapılır

Migren Cerrahisi Nasıl Yapılır?

Frontal migreni olan hastalarda, üst göz kapağına yapılan kesi ile  Korrügatör süpersili, Depresör süpersili ve procerus kasının olduğu glabellar kas grubu kesilerek  bu kasların içinden çaprazlama geçen  supraorbital ve supratroklear sinirlerin üzerindeki baskı giderilir. Migren Cerrahisi Temporal migreni olan hastalarda, trigeminal sinirin zigomatikotemporal dalının 3 cm lik bölümü endoskopik yöntemle kesilerek  temporal kasın baskısından kurtulmuş olur. Hem temporal hem de frontal migren başağrısı olan, ameliyata alınan hastalarda Trigeminal sinirin zigomatikotemporal dalı ve glabellar kas grubu endoskopik yaklaşımla kesilip çıkarılabilir. Oksipital migreni  olan hastalarda, büyük oksipital sinirini çevreleyensemispinalis kapitis kasının küçük bir kısmı çıkartılır ve sinir subkütanöz olarak çevrilen bir fleple kasın baskısından korunmuş olur. Bu da oksipital migren başağrısını önler. Burunda kemik eğriliği, konka – septum teması, sinüs hastalıklarında (polip veya kronik sinüzit) sebebiyle tetiklenen migren baş ağrılarında ise, septoplasti ve alt ve/veya orta konka temelli burun içi nefes alamayı zorlaştıran problemler ameliyatedilir.

Migren Cerrahisi Sonuçları

Yapılan cerrahilerle   P oranında temel migren ağrısı sıklığında, yoğunluğunda veya süresinde azalma gözlenmiştir.  hasta cerrahiden yarar sağlamış, 5 hastada migren ağrısı tamamen  geçmiştir.

Migren Cerrahisi Ankara

Migren tedavisi için bizimle iletişime geçebilirsiniz. İletişim linkinde bulunan adresler ve telefon numaralarından bizlere ulaşmanız mümkündür.

Saçın Genetik Yapısı

Unutulmamalı ki ,erkekler için gün ve gün saç dükülmesi yaşlanma sürecinin bir sürecidir,”erkek tipi kellik” terimi,ilerleyen ve genetik saç dökülmesinin en yaygın şeklidir, saç larınızın azalması ve de açılmaya başlamasını genetik yapınız belirler.saçın genetik yapısı, saç genetik yapısı nasıldır, saç nakli

Muhtemel ki saçınızda herhangi bir sorun oldugunda bunu görürsünüz,özelikle erkek tipi saç kayıplarında, saç çizginiz ve üzründe ve tepe bölgesinde açılmanın ilk işaretleri olan küçük vede kısa saçların artması ile belirginleşir.

Bununla birlikte kimi zaman yoğun bir şekilde yağlanma ve akabinde kepeklenme görülür ;saçınızın sağlıklı olduğunu hissetmezsiniz. Kelliğin yaygın olarak kabullenilmesi, pek çok erkeği saçlarının dökülmesini engellemek için harekete geçmekten alıkoyar ve sonuç kaçınılmaz olarak kellik olur.

Böylesi durumlarda tek çözüm saç ekimi naklidir.

Merkezimizde uzman plastik cerrah eşliginde fue ve fut yöntemleri ile dogal saç ekimi yapılmaktadır.

Saç Çemberi

Saç çemberi insanlarda niçin önemlidir.Genetik sebepli olarak androgen duyarlılığı olan başın bazı bölgelerinde etkili olmaktadır.İki kulagımız arasındaki saç çemberi “kalıcı saç” olarak tanımlanabilir.Bu saç kılları dth’ye karşı genetiksel olarak bir duyarlılıgı yoktur ve varlıkları bir ömür boyunce sürer.

Buradaki saç kılları sayesinde ve başarılı bir saç ekimi sonucunda ömür boyu saglıklı ve doğal saçlara kavuşmanız mümkündür.

Erkeklerde Saç dökülmesi neden olur

Posted by uret on 15 Mayıs 2010

Erkeklerde Saç dökülmesi neden olur ;

Genelikle saç dökülmesi kişilerde vucüdün estetik imajını bozan;strese yolaçan ve sonuç itibari ile kişinin kendine güvenini azaltan bir sorundur. Erkek tipi saç dökülmesi genel olarak erkeklik hormonu ile baglantılı olup ,genetik geçiş gösterebilir.

Saç dökülmesinin (erkek tipi) tek tedavisi günümüzde saç ekimi olup bütün dünyada geçerliligini korumaktadır.Kişinin kendi saçlarından yapılan canlı saç ekimi şu am için en güvenli yöntemdir. Vücudunuzdaki en dirençli saç ense ve şaşak bölgelerinde oldugu için saç nakli için transfer edilecek saçlar bu bölgeden temin edilir. Ve unutulmamalı ki günümüzde yoktan saç çıkartan mucizevi bir ilaç ,sampuan ,losyon veya kimyevi bir ürün bulunmamaktadır.

Diş Bakımı Yapma Yöntemleri

Sarı Dişler Nasıl Beyazlar?

Dişlerin hayatımızdaki yeri oldukça fazladır. Hem beslenmede önemli bir unsurdur hem de dış görüntümüzün belirleyicilerindendir. Temiz ve beyaz dişlerin görüntüsü her zaman güzeldir. Fakat çoğu zaman bakım yapılmadığında dişler sararmakta ve hatta çürümektedir. Dişlerin sararmasının birçok nedeni vardır. Bunlardan en çok bilineni çay/ kahve/ kola içmektir. Sigara içmek de dişlerin sararmasında büyük rol oynar. Çok fazla çay/ kahve/ kola, sigara tüketmek dişin minesinin üstünde lekelenmelere de neden olmaktadır. Bu tip sarı görüntünün ve lekelenmelerin giderilmesi için çoğunlukla kişi dişlerini fazla fırçalar ama bunun bir yararını görmez. Dişleri fazla fırçalamak sadece ağzın temiz olmasını ve çürük oluşumunun engellenmesini sağlar. Dişlerdeki sarı görüntüden kurtulmak için yapılması gereken şey haftada 2-3 kez diş macunumuza karbonat katıp dişlerimizi öyle fırçalamaktır. Yarım çay kaşığı kadar karbonatın üzerine 15-20 damla limon konulmalı ve bu karışım dişler beyazlayana kadar haftada 2-3 kez kullanılmalıdırdiş bakımı yapma, diş beyazlatma, sarı dişleri beyazlatma

Diş İpi Nasıl Kullanılır?

Diş İpi Nasıl Kullanılır?
Her öğün yemek yedikten sonra dişlerimizi fırçalamamız gerekmektedir. Bu dişlerimizin daha sağlıklı görünmesine ve çürük olma riskinin azalmasına yardımcı olmaktadır. Fakat sadece diş fırçalamayla dişin iyi temizlenmesini sağlama imkânımız yoktur. Yardımcı olarak diş ipi kullanmak gerekmektedir. Diş ipinin yanlış kullanımı diş etine zarar verebilir bu nedenle diş ipi kullanımını bilmek gerekir. Diş ipi kullanımında şu adımlar izlenir:
• Diş ipi 25-30 cm uzunlukta kesilir.
• Diş ipinin uçları iki elin işaret parmaklarına dolamamız gerek. Kullanım sırasında başparmaklar da işleme yardım edecektirler.
• İki dişin arasında diş fırçasının ulaşamadığı bölgelere diş etine baskı yapmadan uygulanır. Diş ipinin duruşu C şeklinde olmalıdır ve diş ipi aşağı- yukarı ve ya sağa-sola çekilerek dişlerin temizliği sağlanır.
• İşlem sırasında diş ipi dikkatli kullanılmazsa diş etinde kanamalara yok açabilir.
• İşlem sonunda dişlerde gıda artığı kalmayacaktır. Ancak temizlenen gıda artıklarının

Vidalı Diş Uygulamaları Nelerdir?

Ağız ve diş sağlığında gelinen son nokta İstanbul Diş Hastanesi ayrıcalığı ile tüm İstanbullular ile buluşuyor. Son yılların gözde tedavi şekli olan implant (halk arasında vidalı diş) tedavisi hakkında detaylara bu yazımızda ulaşabilirsiniz.

Vida şeklinde olan diş kökünün bir çok çeşitte üretilme safhaları, tür ve tipleri olmakla beraber halk arasında geçen ismi ile vidalı diş olarak üretilerek en çok kullanılan implant türü olma özelliğini taşımaktadır. Doğal diş yapısına hem şekil, hem görünüm hem de işlevi olarak en çok benzeyen vidalı implant türü kemik yoğunluğu uygun her hasta için kullanılan bir implant çeşididir. Çünkü en kaliteli ve en sağlam implant türü olmakla beraber sağlamlık ve yerleşke bakımından da tercih sebebidir.implant fiyatları, implant yapımı, implant nasıl yapılır

İmplantlar yaklaşık iki yüz yılı aşkın bir süredir uygun teknoloji ve uygun tıp dalları tarafından araştırılmakta olan ve üzerinde bir çok deney yapılan bir çalışmanın eseri olarak günümüze kadar gelmiştir. Son zamanlarda yaygın olarak kullanılmakta olan implantların son şeklini aldığı süre ise 1970’li yıllara kadar dayanmaktadır. O yıllardan bu yana çeşitli Avrupa ülkelerinin diş hekimliği sektöründe kullanılmakta olan implant tedavisi ise bizim ülkemize yaklaşık yirmi yıl önce gelmiştir,öncülüğü İstanbul Diş Hastanesi tarafından gerçekleştirilen uygulamanın ancak yoğun bir şekilde kullanılmaya başlaması sadece on yıllık bir süredir.

İmplantlar dişlerinde aşırı derecede fazla oranda hasar biriktirmiş veya tim ağzında hemen hemen hiç diş kalmamış hastaların en son çaresi olmakla beraber tüm dişlerin kaybı beklenmeden uygulanacak bir tedavi şeklidir, vidalı diş diye de bilinir. Sadece diş kaybı değil diş görüntüsünde aşırı derecede bozulma, dişlerin kırılması zedelenmesi, sürekli ağrıyan dişler, çok aşırı derecede incelmiş dişler gibi tüm diş sorunlarının kalıcı olarak uygulanmakta olan tek tedavi çeşididir.

Bazı protez çalışmalarında olduğu gibi hastanın genel sağlık ve genel psikolojik durumlarına hiçbir yan etkisi bulunmayan implant hastanın normal ve zinde yaşamı için kalıcı olarak geliştirilmiş bir tedavidir. Ayrıca köprüleme ve protezlerin bir kısmında olduğu gibi damağa ya da dile herhangi bir müdahelesi olmadığı için hastanın yemesinde ve içmesinde sorun çıkarmadığı gibi hastalara yönelik mide bulantısı şeklinde sorunlar da arz etmemektedir.

İmplant denilen kendi öz dişlerimizin tam olarak aynı görünümüne sahip olup bozulmuş diş görüntüsünün tamirini üstlenmekle beraber çene yapısına da müdahele edilerek görüntüyü güzelleştirmekle kalmaz tüm yiyecek ve içeceklerimizi gönlümüzce tüketebilmemizi sağlayarak vücudumuzun ihtiyaç duyduğu tüm mineral ve vitaminleri de almamızı sağlamaktadır. En önemlisi ise bunları yaparken herhangi bir acı duymayışımızdır. Oysaki implant dışında kalan tedavi yöntemleri kemiklerin yoğunluğunda azalmalara neden olmakla birlikte kullanımı oldukça zor ve bir o kadar da sıkıntılar yaşatmaktadır.

İmplant bakımı hakkında olduğu gibi tedavi ve tedavi sonrası hakkında tüm detayları İstanbul Diş Hastanesi randevu sistemini kullanarak öğrenebilirsiniz. Çünkü implantların düzenli olarak ağız bakımına tabi tutulmaları gerekmektedir ve bu ağız bakımları normal sürelerden farklı olarak günde en az iki kez toplamda bir saat kadar bir süre ayırılması gereklidir. Bu şekilde implant dişlerin genel görünümü sağlıklı bir şekilde kalacağı gibi kullanım süresine ait ömürleri de uzayacak ve sizleri yaşam boyu kaliteli bir şekilde işlevselliği ile memnun ve mutlu edecektir.

İmplantlar vidalı diş tedavi yöntemleri arasında en pahalı bir yöntem olduğu için düşük bütçeli hastalar tarafından tercih edilmemekle beraber en kesin çözüm olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü protezler sayesinde yaşamını devam ettirmeye çalışan diş hastaları protezler gibi çok sık sorun çıkartan ve ağız içinde acılara neden olan bir yöntem değildir. İmplantlar her hastaya uygulanabilmektedir halk arasında aşırı derecede yaşlı olanlara uygulanamaz gibi bir durum söz konusu olsa da kesinlikle öyle bir yaş sınırına tabi değillerdir. Tam tersine aşırı genç insanlarda kullanılmamaktadır. İmplant tedavisine girecek hastaların öncelikle ergenlik dönemini bitirmiş olmaları gerekmektedir çünkü implant tedavisi belirli oranlarda bir kemik gelişimine ihtiyaç duymaktadır.

Akdeniz Anemisi Tedavisi

Akdeniz anemisi kalıtsal bir kan hastalığıdır. Akdeniz anemisinin önlenmesinde doğum öncesi tanı yöntemleri büyük önem taşımaktadır. Hastalık bazı durumlarda sadece taşıyıcı olmak suretiyle yaşanabiliyor. Uzmanlar iki taşıyıcının evlenmesi halinde bebeklerinin Akdeniz anemisi olma ihtimalinin % 25 olduğunu ifade etmekteler. Bebeğin hasta mı, taşıyıcımı yoksa sağlam mı olduğu doğum öncesi tanı yöntemleriyle tespit edilebiliyor. Bebeğin hasta olması durumunda gebelik erken dönemde sonlandırılabiliyor.akdeniz anemisi, akdeniz anemisi tedavi yapımı, akdeniz anemisi nasıl tedavi edilir

Akdeniz anemisi hastalarının ayda bir kan alması gerekiyor, hastalar genellikle kalp yetmezliğinden kaybediliyor. Kesin Akdeniz anemisi tedavisi sadece kemik iliği nakli, yani kök hücre naklidir.

Bir adı da talesemi olan Akdeniz anemisi hastalığının genetik bir hastalık olduğu belirtilmektedir. Kandaki eritrositlerin yapımında bozukluk meydana getiren hastalık, alyuvarlar yapımında da eksiklikler meydana getirmektedir. Bu ağır kan hastalığı sebebiyle dalak, karaciğer ve kemik gibi kan yapılmayan bölgelerde hatta diğer kan yapılmayan yerlerde de kan yapılmaya çalışılıyor ve bu organlar gerçek görevlerini yerine getiremezler.

Prof.Dr Aksoy Akdeniz anemisi hastalığına yakalanan hastaların bütün hayatları boyunca kan alması gerektiğine dikkat çekmektedir. Normalde kan yapan eritrositlerin 100-120 yaşadığını dile getiren Prof.Dr Aksoy hastalarda bu sürenin 30-40 güne düşerek sonuçta kansızlık yaşadığına dikkat çekiyor. Diğer organlar kan yapmaya çalışınca vücudun her yerini işgal edecek kadar büyüdüğüne de dikkat çekiyor. Hastalığın irsi olduğunu dile getiren Prof.Dr.Aksoy ebeveyn adaylarının evlenirken mutlak kontrolden geçmesi gerektiğini ifade ediyor.

Uzmanlar Akdeniz anemisi hastalığının tedavisinin zor ve pahalı olduğunu belirtiyor. Kansızlığa karşı kan vermek gerekir. Kanlarda eritrosit parçalanmasındaki hız yüzünden açığa çıkan demirin toplanmasının önlemek için desferoksamin tedavisi gerekmekte olduğunu dile getiriyorlar. Bu tür kan hastalıklarının tedavisi için hemotoloji bölümü olan hastanelerde tedavisi gerekmekte ve bu ünitelerinde sadece üniversite hastanelerinde mevcut olduğunu dile getirmektedir uzmanlar.

Bir adı da talasami olan Akdeniz anemisi ilk defa Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde görüldüğü için bu adla anılmıştır. Ülkemizde 33 merkezde yapılan çalışmalar Akdeniz anemisi görülme sıklığının yüzde 2.1 olduğu ortaya çıkmıştır, çalışmalar 1 milyon 700 bin taşıyıcı ve beş bin Akdeniz anemisi hastasının bulunduğunda ortaya çıkarmıştır. Akdeniz anemisi çoğunlukla bir yaşından önce solukluk, iştahsızlık, huzursuzluk ve huysuzlukla kendini gösterir.

Bademcik Şişmesi Nedeni Nedir?

Bademcik Nedir?

Bademcikler, boğazın her iki yanında var olan, vücudun savunma sistemini sağlayan aynı zamanda vücuda giren mikroplara karşı antikor üreten dokulardır. Bademcikler, el ile dokunulduğu zaman hissedilebilir.bademcik şişmesi, bademcik tedavisi, bademcik şişmesi nedenleriBademcikler, dışardan solunum yolu ile alınan mikropların boğazda birikmesi sonucu şişer ve bademcikler iltihaplanır. Bademciklerin iltihaplanması genellikle bademciklerin üzerinde kızarıklıklar ve şişlikler olarak belirir. İlerlemiş boğaz iltihaplarında, bademciklerin üzerinde beyaz ve sarımtrak renkte kabarcıklar birikir, bunlara iltihap denilir. Bademcikler şiştiği zaman, yutkunma zorluğu yaşanır ve ağrı yapar. Derecelerine göre bademcik iltihapları belirti gösterir.

GENEL BELİRTİLER

Bademcikler, hava yolu ile alınan mikropların boğaz ve bademcikler üzerinde birikmesi ile şişer. Bademcik şişmesinin belirtileri, boğazda ağrı ve yutkunma güçlüğü ile başlar. Genelde tek taraflı başlayan boğaz ağrısı, zaman içinde çift taraflı ağrıya dönüşür ve giderek yutkunmada zorluk yaşatır. Yutkunma sırasında, boğaza Bir şey takılıyormuş gibi ağrı yapar, bu da insanları son derece rahatsız eden bir durumdur. Bademciklerin iltihaplanması, boğaz ağrısı ile başlar ve boğaz ağrıları tedavi edilmediği zaman iltihaplanmalar görülür. Her iki taraftaki bademciklerde beyaz ve sarı renkli kabarcıklar ve noktalar oluşur. Bazı ileri vakalarda, bademciklerin üzeri komple bu beyaz doku ile kaplanır. İleri seviyedeki bademcik şişmelerinde, ağızda kötü bir koku ve kuruluk yaşanır. Ayrıca boyunda şişme, bezelerde büyüme görülür. El ile dokunulduğu zaman bu bezeler de acı ve ağrı hissedilir. Bu belirtilere ek olarak yüksek ateş de hastalığın seyirlerindendir. Ses kısılması, yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, ses tonunda değişmeler, üşüme ve titreme de boğaz hastalıklarının belirtileri arasındadır.

BADEMCİK NASIL TEDAVİ EDİLİR? NE YAPMAK GEREKİR?

Bademcik iltihaplanmalarında ilk olarak doktora gidilmelidir. Kişi, kendi kendini tedavi etmeye kalkışmamalı ve doktorun tavsiyelerini uygulamalıdır. Bademcik şişmesinde, doktor genelde antibiyotik verir ve bu sayede iltihaplar kurur, tedavi olur. Fakat doktor önce, bademciklerin neden şiştiğinin analizini yapar, etken maddeleri ve mikropları belirler ve buna uygun ilaç verir.

AMELİYAT ŞART MIDIR?

Bademcikler, vücudun savunma mekanizmalarıdır. Dışarıdan alınan mikroplara karşı savaşır, savunma sağlar. Bu yüzden bademciklerin ameliyat ile alınması pek önerilmez. Eski zamanlarda, bademcikleri şişen kişilerin bademcikleri hemen alınıyordu. Fakat doktorlar artık buna karşı gelerek, hastalığın kronikleşmesini beklemektedir. Bademcikler, sürekli olarak şişiyor ve iltihaplanıyorsa, beraberinde yüksek ateş oluşturuyorsa, nefes almayı güçleştirip yutkunmada aşırı zorluk oluşturuyorsa, etrafındaki diğer organlara zarar vermeye başlıyorsa ameliyat edilip alınması gerekldir. Ancak tabii ki, buna sadece doktorlar karar verebilir. Savunma mekanizması oldukları için çok ileri düzeyde rahatsızlık yaşamadıkça, alınmaları önerilmez.

Bademcikler alındığı zaman, vücuttaki savunma sistemi zayıflamaz çünkü vücuttaki savunma sistemini sadece bademcikler karşılamaz. Bademciklerin alınmasının en büyük avantajı, kişi sık sık hasta olmaktan kurtulur ve farenjit gibi bilimum boğaz hastalıklarının riski kalmaz.

Bademcik şişmesine iyi gelen şifalı bitkiler, yaban mersini, papatya, keten tohumu, üzüm suyu, dut, soğan ve sarımsaktır. Sarımsak ve soğan, doğal antibiyotik sayıldığı için hergün tüketilmelidir. Bu sayede vücutta koruma mekanizmaları gelişir ve kişi hasta olmaktan kurtulur. Bunların arasındaki bazı bitkiler, kaynatılmadan kaynama noktasına gelinceye kadar ısıtılır, demlemeye bırakılır ve içilir. Hangi bitkiyi nasıl hazırlayacağınızı, şifalı bitkiler bölümümüzden öğrenebilir ve uygulayabilirsiniz.

Meme Kanseri Farkındalığı Artmalı

Özellikle kadınların meme kanseri belirtileri konusunda bilgilenmesi için meme kanseri farkındalık günleri düzenlenmektedir. Farkındalık günleri sayesinde, meme kanserine erken tanı koyulma fırsatı doğmaktadır. Meme kanseri eğer erken fark edilip, vakit kaybetmeksizin tedaviye başlanıldığında, kısa sürede iyileşebilen bir hastalıktır.meme kanseri farkındalığı, meme kanseri tanısı, meme kanseri tedavisiMeme kanserinin ilerleyen evreleri için de uygulanan çeşitli tedaviler mevcuttur. Tabi erken evredeki bir kanser tedavisiyle, ilerlemiş kanserin tedavisinin başarısı ve süresi aynı olmamakla birlikte, ne kadar geç fark edilirse tedavinin başarıyla sonuçlanma ihtimali de o kadar düşmektedir. Tüm dünyada, Sağlık Bakanlıkları başta olmak üzere, ünlüler, sanatçılar, pek çok sivil toplum kuruluşu meme kanserinin farkındalığını artırmak için düzenlenen farkındalık etkinliklerine tam destek vermektedir.

Meme kanseri farkındalığının arttırılmasıyla bu kanserin belirtilerini anlamak daha da kolay hale gelmektedir. Meme kanseri farkındalığının amacı kadınların kendi kendine meme muayenesi yapmasını ve memelerin yapısında da oluşan değişimleri fark etmelerini sağlamaktır. Bunun içinde kadınların dikkat etmesi gereken en önemli nokta, kendi meme dokularını iyi tanımalarıdır. Evde düzenli aralıklarla yapacağınız muayeneler sayesinde belirtileri fark edebilirsiniz. Herhangi bir anormal durum gördüğünüz anda da doktorunuza başvurarak, hastalığın ilk evrelerinde tedavinize başlayabilirsiniz. 25 yaşından itibaren yılda bir kez klinik meme muayenesi, 40 yaşından itibaren de yılda bir kez meme muayenesinin yanında mamografi çekiminin de düzenli olarak yaptırılması gerekmektedir.

Evde yapılan muayenelerin daha düzgün sonuçlar verebilmesi için ayna karşısında yapmak gerekmektedir. Ayna karşısında yaptığınız muayenelerde memelerde meydana gelebilecek, şişlikleri, boyut farklılıklarını, şekil bozukluklarını çok daha net görebilirsiniz. Unutulmamalıdır ki, pek çok hastalıkta olduğu gibi meme kanserinde de erken tanı ve tedavi hayat kurtarır.

Basur Tedavisi Nasıl Yapılır?

Basur hastalığı; kalın bağırsaktaki damar dokusunun zarar görerek genişlemesi neticesinde hastanın, kanama ve şiddetli ağrı çekmesine neden olan bir rahatsızlıktır. Basur hastalığı üzerine yapılan araştırmalar; hastalığa tam olarak neyin neden olduğunu bulamasa da, en büyük etkenin hastaların bizzat kendisi olduğunu ortaya çıkartmıştır. Basur hastalığı öncesinde birçok hastanın ortak şikâyeti kabızlıktır. Bir başka değişle kabızlık, basur hastalığı habercisi olabilmektedir.basur tedavisi, basur nasıl tedavi edilir, basur tedavi yöntemleri

Basur hastalığına çok büyük bir ölçüde kişinin kendi alışkanlıklar sebep olmaktadır. Halk arasında basur memesi olarak bilinen zedelenmiş damar dokusunun oluşma nedeni; dışkılama esnasında son derece katı bir hale gelen dışkının, kalın bağırsağın çıkış noktasındaki damarların zedelenmesine neden olmasıdır. Vücudun diğer bölgelerinde olduğu gibi zedelendikçe şişerek genişleyen kalın bağırsak dokusu, belirli bir aşamadan sonra basur memesi halini almaktadır. Bu aşamada kabız olduğu için katı haldeki dışkıyı çıkartmak için kendini sıkan ve anüs kaslarını daha da zorlayan kişi, dışkının kalın bağırsak dokusuna daha da fazla zarar vermesine neden olur. Bu sebepten ötürü basur hastalığının öncelikli tedavisi, kabızlık şikâyetinden kurtulmaktadır.

Basur tedavisi erken aşamalarda genellikle ilaç ve krem tedavisi ile iyileştirilmeye çalışılmaktadır. Hekimlerin verdiği basur kremleri sorunlu bölgeye dışarıdan uygulanmaktadır ve bu kremler hastaların ağrı ve kanama şikâyetlerini azaltmaktadır. Kremlerin içerisinde bulunan kimyasallar; basur memesinin içerisindeki kan damarlarında oluşan basıncı azaltarak, basur memesinin küçülmesine de neden olmaktadır. Ancak hekimler bu tür uygulamaları geçici bir sürede, sadece hastanın şiddetli ağrılarını azaltmak için kullanmaktadır. Basur kremleri hastalığın tamamen iyileşmesini sağlamadığı gibi, uzun vadede vücut bu kremlere bağışıklık kazanarak herhangi bir etkide bulunmamalarına neden olmaktadır. Bu nedenle kişinin bu kremleri kullanırken beslenmesine de büyük özen göstermesi gerekir. Aksi halde kişinin basur ameliyatı olmaktan başka bir çaresi maalesef kalmamaktadır.

Basur hastalığının tedavisinde en büyük rol kişinin kendisine düşmektedir. Mümkün olduğunca kalın bağırsakta sindirilmesi kolay olan ve bol lif içeren sebze ve meyve ağırlıklı beslenmesi gereken basur hastalarının, sindirimi kolaylaştırmak için her gün en az 2 litre de su içmeye özen göstermesi gerekmektedir.

Öfke Yönetimi Sorununu Giderme Yardımı Nasıl Bulunur?

Siz veya sevdiğiniz biri öfke yönetimi sorunundan muzdaripse, sorunu yönetmeye yardımcı olabilecek etkili tedavi çözümleri vardır. Tedavinin başarılı olabilmesi için öfke yönetimi sorunlarının doğasını anlamak önemlidir.öfke yönetimi, öfke sorununu giderme, öfke sorununu çözme yolları

Öfkeyi Anlamak

Öfke, herkesin zaman zaman deneyimlediği normal bir duygusal durumdur. Koşullara bağlı olarak, düzenli bir şekilde yüksek bir ajitasyon durumu ile birlikte kızartılmış yüz, gritte dişler ve soğuk ter yaşayabilirsiniz. Algılanan bir adaletsizliği duymak gibi kızgın olmak için meşru bir nedeniniz olduğunda, öfke, sağlıklı bir duygusal yaşamın bir parçasıdır ve oldukça basit bir şekilde yönetilebilir. Her insan bu duyguya az çok aşinadır ve onunla başa çıkmak için bazı mekanizmalar geliştirmelidir.

Öfke Bozukluğu Nasıl Teşhis Edilir

Bununla birlikte, bazıları için öfke kontrolden çıkar ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilemeye başlar. Bu pozisyondaki insanlar kendilerini arkadaşlarını ve meslektaşlarını sürekli yabancılaştırıyorlar. Kendi ailelerinin üyeleri bile, son derece öfkeli duygusal patlamaların rutin nöbetlerinden kaçınmak için onlardan kaçınmaya başlayabilir. Bazen, öfke bozukluğu olan birisinin sevdikleri, etkilenen bireyin varlığında güvenliklerinden korkmaya bile başlayabilir. Bunların hepsi, bir kişinin öfkesinin, öfke bozukluğu düzeyine olumsuz duygusal girdiye normal, sağlıklı bir reaksiyondan yükseldiğinin işaretleri olabilir.

Şaşırtıcı bir şekilde, Zihinsel Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı, sayısız girişi arasında öfke ile ilgili herhangi bir hastalığı listelememektedir. Gerçekten de, mevcut baskıya en yakın öfke bozukluklarının nasıl teşhis edileceğine dair gerçek bir rehbere gelmeye istekli görünmektedir. Bu, talihsiz bir durumdur, çünkü birçok pratik terapist, bazen karşıt meydan okuma bozukluğu olarak adlandırılan şeyin bağımsız bir çalışma tanımı geliştirmiştir.

Siz veya tanıdığınız biri öfkeyi yönetmekte zorlanıyor gibi görünüyorsa veya kendisine veya diğer insanlara zarar vermekle tehdit etmişse, arayarak gecikmeden yardım istemeniz zorunludur. . Sempatik bir profesyonel, bir öfke yönetimi sorunuyla mücadele eden hayatınızda veya sevdiğiniz kişinin hayatında gerçek bir fark yaratmak için gerekli kaynaklarla bağlantı kurabilir.

Ciddi Bir Öfke Sorunu Nasıl Tanınır?

Açıkçası, sadece eğitimli bir uzman bir öfke bozukluğunun resmi teşhisini yapmaya hak kazanır ve bir layperson, kapsamlı bir eğitim olmadan ciddi bir öfke sorununun nasıl tanınacağını bilemez. Bununla birlikte, bu ızdırapların doğası, hastaya yakın olanlar arasında hiç dikkate alınmayacak niteliktedir. Herhangi bir bağımlılık tipi hastalıkta olduğu gibi bir öfke bozukluğunun tanımlanmasının anahtarı, şüpheli davranışın hastaya getirdiği sonuçları görmeye bağlıdır. Gergin ilişkiler, kayıp işler ve kişiye karşı olağanüstü kısıtlama emirleri gibi yasa ile ilgili sorunlar genellikle bir şeyin ciddi şekilde yanlış olduğunu ve kişinin profesyonel tedaviye ihtiyacı olabileceğini gösterir.

Öfke Sorunları Olan Birine Yardım Etmek İçin Atmanız Gereken Adımlar

Varsa veya tanıdığınız biri öfke bozukluğu belirtileri göstermeye başladıysa , hepsi kaybolmaz. Herhangi bir resmi tedavi başlamadan ve hatta kabul edilmeden önce bile, öfke sorunları olan birine yardım etmek için belirli adımlar atabilirsiniz. Çok yararlı olduğu kanıtlanmış ve potansiyel olarak etkilenen kişi ile herhangi bir karşı karşıya gelmeden kolayca gerçekleştirilebilecek bir adım, kendinizi öfke ve öfke ile ilgili bozukluklar hakkında eğitmektir.

Aradığın zaman , sizi duyabilecek ve öfkeyi başarılı bir şekilde yönetemeyenlerin tedavisiyle ilgili bazı konuları anlamanıza yardımcı olacak eğitimli uzmanlarla temasa geçeceksiniz.

Öfke Yönetimi Sorunları Olan Biriyle Konuşmak

Yol boyunca bir noktada, öfke sorunu olabilecek bir kişiyle yüzleşmek gerekli olacaktır. Öfke yönetimi sorunları olan biriyle konuşmak asla neşeli bir olasılık değildir, ancak sonuçta seçim, tedaviyi isteyip istemeyeceği ve tedavinin alacağı özel formun hastaya bağlı olacaktır. Bazı bağımlılık tarzı konulara yönelik müdahalelerin aksine, öfke uyandırıcı durumlara anormal derecede yüksek tepkiler veren insanlarla yüzleşmek neredeyse tanım gereği gergin işler olacaktır. Gerçek bir sorunun var olduğunu kabul etmeyi düşündüğünüz kişinin ilk adımı olmadan, bir çözüme doğru hiçbir ilerleme ciddi şekilde denenmeyecektir.

Ergenler ve Gençler

Öfke sorunları olan ergenler ve gençler, kendilerine özgü bir takım zorluklar ortaya çıkarır. Bir kere, çocuklar ve gençler, tanımı gereği, henüz duygusal olarak olgun bireyler değildir. Çocuklar ve gençler büyürken birçok aşamadan geçecekler ve düşündükleri ve inandıkları şeylerin, şu anda nasıl davrandıklarının ve çevrelerindeki dünyayla başa çıkmak için şimdiye kadar geliştirdikleri stratejilerin hepsi neredeyse sabit bir akış durumunda. Bugünün patlamaları ve öfke nöbetleri, olgunluk kazandıkça daha rasyonel, sakin bir kişiliğe kademeli olarak – hatta aniden – yol açacaktır.

Ancak öfke yönetimi sorunları çocuksu öfke nöbetleriyle sınırlı değildir. Amerikan Tabipler Birliği Dergisi’nde yayınlanan bir Harvard çalışmasına göre, gençlerin yaklaşık yüzde 8’i aralıklı patlayıcı bozukluktan muzdarip olabilir. Semptomları tanımak ve yardım istemek, çocuğunuzun sağlığı için kritik olabilir.

Öfke ile Baş Etmeyi Öğrenmek

Öfke ile baş etmeyi öğrenmek, öfke bozukluğu olan insanlar için kolay gelmez. Olsaydı, tedavi gereksiz olurdu. Neyse ki, yardım var ve günün veya gecenin herhangi bir saatinde arayarak erişilebilir. Yaşamınızda öfkeyi etkin bir şekilde yönetememe sorunu yaşayabilecek biri hakkında endişeleriniz varsa, lütfen neler yaşadığınızı anlayan biriyle konuşmak için mümkün olan en kısa sürede arayın.

Öfke Bozukluklarının Tedavisi

Tedavi alma kararı verildikten ve hasta çeşitli tedavi seçenekleri aramayı kabul ettikten sonra, denenecek oldukça çeşitli teknik ve yaklaşımlar mevcuttur. Bozukluğun doğasına ve tedavi eden uzmanın tavsiyesine bağlı olarak, tedavi kursu bir dizi farklı terapiyi içerebilir. Bilişsel terapiler, öfke nöbetlerine yol açan stres faktörleriyle başa çıkmak için olumlu stratejiler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Gevşeme temelli terapiler tam olarak göründüğü gibidir: gevşeme tekniklerini içeren terapiler. Beceri eğitimi terapileri, olumsuz duyguların aşırı yüklenmesini yönlendirmeyi amaçlamaktadır. Son olarak, kombinasyon tedavileri, birbirinin en umut verici unsurları olarak algılanan şeyleri birbirinin tedavi tipinden entegre etmeye çalışacaktır. Bunların her biri Tafrate ve Kassinove tarafından değerlendirildi,

Öfke Yönetimi Çözümleri Arasında Karar Verme

Öfke yönetimi çözümleri arasında karar vermek her zaman hasta için derinden kişisel bir mesele olacaktır. Sadece hasta kontrolsüz bir öfke nöbeti geçirmenin nasıl hissettiğine dair introspektif bir anlayışa sahip olacak ve sadece hasta ilgili sağlık uzmanına ihtiyaçlar ve hedefler hakkında gerçekten açılabilir. İdeal olarak, uzman – psikolog, psikiyatrist veya ilgili niteliklere sahip başka bir kişi olsun – hastaya mevcut seçenekler arasında rehberlik edecek ve her biriyle ilgili süreci aydınlatacaktır. Ne tür bir tedavinin doğru göründüğünü anlamak için vaka öyküleri ve hasta referansları aramak hastaya bağlıdır.

Bir Arkadaş veya Aile Üyesi için Öfke Tedavisi Nerede Bulunur

Hiç kimse, acı çeken sevdikler için ne yapılacağını , buna ihtiyacı olabilecek bir arkadaş veya aile üyesine nerede öfke tedavisi bulabileceğini bilmeden doğmaz . Bir kez daha, yukarıdakilerden herhangi biri sizi veya hayatınızdaki derin önem verdiğiniz herhangi birini tanımlarsa, beklememelisiniz. Lütfen telefonu açın ve arayarak ihtiyacınız olan rehberliğe ulaşın.