Kanser Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Yazılı ve görsel medyada, komşu, arkadaş, dost meclislerinde çağın en büyük sorunu olan kanser hakkında konu üzerine uzman olan da olmayan da bir sürü şey söylüyor. Kendi başımıza gelmeden ne kadar zor bir hastalık olduğunu asla bilemeyeceğimiz kanser hakkında neler bilmemiz gerekir ve korunmak için neler yapılmalıdır? Kanser hakkında bilinmesi gerekenleri tüm detaylarıyla araştırdık.kanser faktörleri, kanseri oluşmasına neden olan şeyler, kanser neden olur

Ülkemizde her 10 kişiden 2 sinin kanserle mücadele ettiği gerçeği bu hastalığın ne kadar yaygın olduğunun göstergesidir. Teknolojinin ve tıbbın bu kadar ilerlemiş olmasına rağmen kanserden her yıl binlerce kişi hayatını kaybetmektedir. Kanser, vücudumuz için çalışan hücrelerin belirli sebeplere bağlı olarak zararlı hücrelere dönüşerek çoğalması ile oluşan hastalıktır. Basit bir ifadeyle vücudumuzda kan yapmakla görevli olan kan hücrelerinin oluşan zararlı hücrelerin bu kan hücrelerini yok etmesiyle kan kanserinin oluşması gibi açıklanabilir.

Kanserin Tipik Belirtileri Nelerdir?

Kanserin en önemli belirtisi vücudun belirli bir bölgesinde ele gelen kitlenin varlığıdır. Genellikle kadınların yüzde sekseninde görülen meme kanserinde olduğu gibi elle yapılan muayene de memede ele gelen kitle her zaman olmasa da genellikle kanserin belirtileri arasındadır. Önemli olan düzenli kontrollerle kanser hücresinin varlığını aktifleştirmeden erken teşhisle gerekli tedavilerin yapılmasıdır. Erken teşhis edilen ve gerekli tedavilerin yapılması ile birçok hasta uzun yıllar normal hayatlarına devam etmektedirler.

* Vücudun belli bölgelerinde sebepsiz oluşan morluklar, burun kanaması

* Ciğerlerin sökülüyor gibi geçmek bilmeyen inatçı öksürük

* Tuvalet yaparken kan gelmesi

* Uzun süren karın ağrıları

* Aşırı halsizlik ve yorgunluk

* Sürekli uyku hali

Bahsetmiş olduğumuz bu belirtiler tek başına kanser belirtisi olmasa da kişinin bu belirtileri hissetmesi halinde en yakın sağlık kurumuna giderek gerekli tetkikleri yaptırması olası risklerinin önüne geçmekte etkili olacaktır.

En çok karşılaşılan kanser türleri erkeklerde ve kadınlarda farklılık göstermektedir. Prostat, akciğer ve bağırsak kanseri en çok erkekleri tehdit ederken meme, rahim kanseri de kadınların en çok mücadele ettiği kanser türüdür. Çocuklarda ise en çok kan kanseri yani lösemi görülmektedir.

KANSER OLUŞUMUNA ETKİ EDEN FAKTÖRLER NELERDİR

Kanser hücrelerinin en büyük dostu şekerdir. Tüm şekerli gıdalar, paketlenmiş hazır gıdalar, katkı maddeli gıdalar, koruyucu içeren gıdalar kanseri tetikleyen nedenler arasındadır. Eğer yoğurdu evde yapmıyor, turşuyu marketten satın alıyor, kefir içmiyor, meyve ve sebzeleri mevsiminde tüketmiyor, evde yemek yapmak yerine genellikle tarzı besleniyor, çok sık hazır meyve suyu tüketiyor, fındık, fıstık, badem, ceviz yerine bol bol cips ve gazlı içecek tüketiyorsanız yani doğal beslenme ile uzaktan yakından alakanız yok ise tehlike kapıda demektir.

 Sigara, alkol, aşırı stres, aşırı kilo ve yağlanma, hareketsiz yaşam bunların hepsi kanser oluşumuna etki eden faktörlerdir.

Feokromasitoma Ne Demek?

Adrenalin ile noradrenalin hormonlarının insan vücudunda fazla salınımı ile bu rahatsızlık meydana gelmektedir. Bu hormonlar kişiye zarar vermektedir. Kişinin başka rahatsızlıklarının da meydana getirilmesinde zemin oluşturmaktadır.

Korku, heyecan ya da panik yaratacak düzeyde adrenalin hormonlarının sürekli olarak vücutta bulunması kişiyi rahatsızlık boyutlarına ulaştırmaktadır. En başta tansiyon yüksekliği rahatsızlığının temel faktörüdür.feokromasitoma nedir, feokromasitoma tedavisi, feokromasitoma belirtileriFeokromasitoma rahatsızlığının genetik faktörü azımsanamayacak miktardadır. Yüzde yirmi oranında aileden geçen ve genetik faktörü üzerinde bulunulan rahatsızlık kendini yüksek tansiyon etkisi ile göstermektedir. Hastalığın genetik faktörünün dışında kalan yüzde 80 lik kısım ise, çevresel birçok etkenden meydana gelmektedir. Kişinin kullandığı ilaçlar ya da çevresel olarak maruz kaldığı bazı psikolojik travmalar bu duruma getirebilmektedir.

Feokromasitoma yüksek tansiyonun yanında, troid kanseri ve buna bağlı olarak oluşabilecek çeşitli tümöler ile birlikte görülmektedir. Belirtileri, aşırı terleme, titreme, çarpıntı, anksiyetedir. Feokromasitoma rahatsızlığına yakalanan kişilerin bir kısmında sürekli olarak ölüm korkusu görülebilmektedir. Kişi nedeni olmadan sürekli olarak mide bulantısı hissedebilir. Sürekli panik atak geçiriyormuş gibi kalp çarpıntısı yaşayabilmektedir. Bu rahatsızlık belirtileri hastada Feokromasitoma bulgusu olabileceğine işarettir.

Feokromositoma tümörü çok sık görülen bir tümör değildir. Nöroblast hücrelerinden oluşan kronofin hücrelerinden ıntraadrenal ve extra adrenal salgılayan tümörler oluşmaktadır. Feokromasitoma tümörü ise, intraadrenal olarak gelişen tümörlerin içerisinde yer almaktadır. Bu tümörleri barındıran kişilerde başka hastalık olarak akıllara ilk önce hipertansiyon gelmektedir. Her hipertansiyon hastasında bu tümör bulunmamaktadır. Fakat her tümör bulunan hastada hipertansiyon mevcuttur. 30 ve 50 yaş aralığında bulunan genç hastalar risk faktörü arasındadır. Kadın ve erkek bu hastalığa yakalanma oranında eşittir. 50 yaş sınırı, hastalığın en tavan yaptığı yaş aralığıdır.

Bazen tesadüfi olarak özellikle tomografilerde böbrek üstü bezinde instantiloma adında bir tümör tespit edilir. Bu tespit edilen tümörlerin çapları 5cm.in altında bulunan küçük tümörlerdir. Fakat bulunan Feokromositoma tümörü 5cm. in üzerinde bulunan ve oldukça büyük tümörlerdir. Bu nedenle iki tümörün bir biri ile karıştırılmaması gerekmektedir.

Tedavi seçenekleri genellikle medikal tedavilerdir. İlaç ile tedavi sayesinde kısa sürede ortadan kalkmaktadır. Bazı durumlarda ise, cerrahi müdahalede bulunulması gerekir. Fakat cerrahi operasyon yapılmadan önce hastanın hazırlık sürecine girmesi gerekmektedir. Hastanın kan basıncını krize yol açmayacak düzeyde kontrol altında tutmak ve anesteziye hazırlamak amacıyla medikal tedavi süreci altına alınması gerekmektedir.

Reformer Pilates Ne Demek?

Fit bir vücuda sahip olmak amacıyla yapılan pilates son yıllarda yeni bir şekil kazanmış ve buna reformer pilates adı verilmiştir.

Normal pilatesten farklı olarak reformer makinesinin kullanıldığı bu pilatesle kas yapıları daha güçlü hale gelir. Aynı zamanda daha yoğun ve daha dinamik olarak tabir edilen reformer pilates yapılırken eklemlere aşırı derece yük bindirilmez ve güçlü kas yapısı oluşturmak için çalışmalar yapılır. Bu pilates için kullanılan reformer aleti Birinci Dünya Savaşı sırasında yaralı olan askerlerin tedavisi amacıyla Joseph Pilates tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Tedavi için yataklara ve duvarlara yaylar takılarak hastaların hareket ettirilmesi sağlanmıştır. Böylece hastalar yataktan kalkmadan iyileşmiş ve günümüz reformer aletinin temelleri o yıllarda atılmıştır.reformer pilates, reformer pilates nedir, reformer pilates nasıl yapılır

Reformer Pilates Nasıl Yapılır?

Reformer pilates genel olarak vücudun güçlenmesini, esneklik kazanmasını, kaybedilen enerjinin geri alınabilmesini sağlar. Aynı zamanda zinde kalmak amacıyla da yapılan bu egzersize başlamadan önce karın kaslarının nasıl çalıştırılması gerektiği öğrenilmeli ve nefes alma eğitimi yapılmalıdır. Bu iki eğitim için pilates uzmanlarından yardım alınabilir. Hem mental hem de fiziksel gelişimi sağlayan reformer pilates aleti ile yüzden fazla egzersiz hareketi yapmak mümkündür. Çok yönlü şekilde kullanılabilen bu alet haftanın iki ya da üç günü elli dakika veya bir saat şeklinde uygulanır. Aletle hangi hareketlerin yapılacağı pilates uzmanları tarafından gösterilir ve ilk ayın sonunda gözle görülür derecede fark ortaya çıkar.

Reformer Pilatesin Faydaları Nelerdir?

Reformer pilatesin faydaları içerisinde en çok bilinen özellik alt karın kaslarını sıkılaştırmasıdır. Fit görünüm kazandıran bu pilates özellikle doğum sonrası zayıf kalmak için tavsiye edilir. Bu pilates aynı zamanda omurgaya destek veren kasları daha güçlü kıldığında dolayı bel ağrısı şikayetini azaltır. Bel, boyun ve sırt kaslarını çalıştırdığı için boyun fıtığı oluşma riskini en aza indirir. Doğru nefes alındığında kaslardaki gerginliği azaltan reformer pilates kas sisteminde dengeyi sağlamakta etkilidir. Normal egzersizlerde vücut ağırlığı kullanıldığı için eklemlere yük biner ancak reformer pilatesi bu ağırlığı eklemlerden alarak vücudun daha dengede çalışmasını sağlar. Ayrıca bu alet sayesinde yer çekeminin etkisiyle yatarak yapmakta zorlanılan hareketler daha kolay şekilde yapılabilir. Reformer pilates hareketleri düzenli şekilde yapıldığında hızlı bir gelişim ortaya çıkar.

Migren ameliyatı nasıl yapılır?

Migren hastalığı kişinin çok şiddetli baş ağrıları yaşamasına neden olan, ancak hastalığa neyin sebep olduğu bilinmeyen bir rahatsızlıktır. Migren hastalığının belirtileri ve tetikleyici etkileri her insanda değişiklik gösterdiğinden, oluşumu hakkında bilgi sahibi olunmayan migrenin kalıcı bir ilaç tedavisi de yoktur. Migren hastalarının yaşadığı baş ağrıları esnasında ağrı kesici alarak adeta günü kurtarmaya dayalı olan tedavi yöntemleri, yakın gelecekte tesadüfen keşfedilen migren ameliyatı ile birçok kişiye tedavi imkanı sağlamıştır.migren tedavisi, migren tedavisi yapımı, migren tedavisi nasıl yapılır

Migren ameliyatını bulan çok ilginç olmasına rağmen Amerikalı bir plastik estetik cerrahıdır. Yüz gerdirme ameliyatı yaptığı hastalarının bir müddet sonra migren hastalığına bağlı baş ağrılarının yok olduğunu fark eden hekim, yüz bölgesinde hissedilen baş ağrılarının da tedavi edilebileceğini bulmuştur. Migren ameliyatı kişinin hissettiği ağrının yüzün neresinde en fazla görüldüğüne göre değişmektedir.

Burun bölgesinde ağrıyı çok şiddetli hisseden hastalara cerrahi müdahale de bulunulduğunda, burundaki sinirlerin kesilerek iptal edilmesi sağlanır. Böylece hasta migren ağrılarında bu bölgede sinir olmadığından herhangi bir acı da hissetmemektedir. Göz çukuru, burun, ense, alın ve şakak gibi birçok farklı bölgeye vuran migren hastalıklarında uygulanabilen bu teknik, hastaların motor sinirlerine herhangi bir müdahale yapılmadığından kişi için herhangi bir sağlık riski de içermemektedir. Sadece acı hissini taşıyan sinirlerin iptal edilerek hastanın migren atakları esnasında hissettiği şiddetli ağrının yok olması sağlanmaktadır.

Ancak uygulanan bu migren ameliyatı çok yeni bir tekniktir ve hala geliştirilmektedir. Bu nedenle uzun vadede hastaların sağlık durumları üzerinde nasıl bir etki yarattığını şuan için kesin olarak söylemek mümkün değildir. Birçok migren hastasının operasyondan sonra migrene bağlı ağrıları büyük ölçüde azalmış ya da tamamen yok olmuştur ancak sayısı fazla olmamak ile birlikte bazı hastalarda ise ağrı daha farklı bölgelerde görülmeye başlanmıştır. Ancak bu hastalarda yeri değişen migren ağrısının şiddetinin, eskine nazaran çok daha az ve dayanılabilir bir ağrı olduğunu söylemektedir.

Mevcut ağrı kesiciler ile baş ağrısının daha az hissedilmesini amaçlayan ilaç tedavilerine göre uygulanan bu operasyon, tüm hastalar

Migren Cerrahisi Nedir?

Migren cerrahisi hakkında merak ettiklerinize cevap bulabilmek için, aşağıda bulunan yazıları tamamen okumanızı tavsiye ediyoruz.Migren cerrahisi profesyonelleşmiş kişiler tarafından yapılması gereken ameliyatlardır. Lütfen bu migren hastası iseniz, cerrahioperasyona karar vermeden önce, kendinizi kime emanet edeceğinize çok iyi düşünerek ve araştırarak karar veriniz.migren tedavisi, migren tedavisi yapımı, migren tedavisi nasıl yapılır

Migren Cerrahisi Nasıl Yapılır?

Frontal migreni olan hastalarda, üst göz kapağına yapılan kesi ile  Korrügatör süpersili, Depresör süpersili ve procerus kasının olduğu glabellar kas grubu kesilerek  bu kasların içinden çaprazlama geçen  supraorbital ve supratroklear sinirlerin üzerindeki baskı giderilir. Migren Cerrahisi Temporal migreni olan hastalarda, trigeminal sinirin zigomatikotemporal dalının 3 cm lik bölümü endoskopik yöntemle kesilerek  temporal kasın baskısından kurtulmuş olur. Hem temporal hem de frontal migren başağrısı olan, ameliyata alınan hastalarda Trigeminal sinirin zigomatikotemporal dalı ve glabellar kas grubu endoskopik yaklaşımla kesilip çıkarılabilir. Oksipital migreni  olan hastalarda, büyük oksipital sinirini çevreleyensemispinalis kapitis kasının küçük bir kısmı çıkartılır ve sinir subkütanöz olarak çevrilen bir fleple kasın baskısından korunmuş olur. Bu da oksipital migren başağrısını önler. Burunda kemik eğriliği, konka – septum teması, sinüs hastalıklarında (polip veya kronik sinüzit) sebebiyle tetiklenen migren baş ağrılarında ise, septoplasti ve alt ve/veya orta konka temelli burun içi nefes alamayı zorlaştıran problemler ameliyatedilir.

Migren Cerrahisi Sonuçları

Yapılan cerrahilerle   P oranında temel migren ağrısı sıklığında, yoğunluğunda veya süresinde azalma gözlenmiştir.  hasta cerrahiden yarar sağlamış, 5 hastada migren ağrısı tamamen  geçmiştir.

Migren Cerrahisi Ankara

Migren tedavisi için bizimle iletişime geçebilirsiniz. İletişim linkinde bulunan adresler ve telefon numaralarından bizlere ulaşmanız mümkündür.

Saçın Genetik Yapısı

Unutulmamalı ki ,erkekler için gün ve gün saç dükülmesi yaşlanma sürecinin bir sürecidir,”erkek tipi kellik” terimi,ilerleyen ve genetik saç dökülmesinin en yaygın şeklidir, saç larınızın azalması ve de açılmaya başlamasını genetik yapınız belirler.saçın genetik yapısı, saç genetik yapısı nasıldır, saç nakli

Muhtemel ki saçınızda herhangi bir sorun oldugunda bunu görürsünüz,özelikle erkek tipi saç kayıplarında, saç çizginiz ve üzründe ve tepe bölgesinde açılmanın ilk işaretleri olan küçük vede kısa saçların artması ile belirginleşir.

Bununla birlikte kimi zaman yoğun bir şekilde yağlanma ve akabinde kepeklenme görülür ;saçınızın sağlıklı olduğunu hissetmezsiniz. Kelliğin yaygın olarak kabullenilmesi, pek çok erkeği saçlarının dökülmesini engellemek için harekete geçmekten alıkoyar ve sonuç kaçınılmaz olarak kellik olur.

Böylesi durumlarda tek çözüm saç ekimi naklidir.

Merkezimizde uzman plastik cerrah eşliginde fue ve fut yöntemleri ile dogal saç ekimi yapılmaktadır.

Saç Çemberi

Saç çemberi insanlarda niçin önemlidir.Genetik sebepli olarak androgen duyarlılığı olan başın bazı bölgelerinde etkili olmaktadır.İki kulagımız arasındaki saç çemberi “kalıcı saç” olarak tanımlanabilir.Bu saç kılları dth’ye karşı genetiksel olarak bir duyarlılıgı yoktur ve varlıkları bir ömür boyunce sürer.

Buradaki saç kılları sayesinde ve başarılı bir saç ekimi sonucunda ömür boyu saglıklı ve doğal saçlara kavuşmanız mümkündür.

Erkeklerde Saç dökülmesi neden olur

Posted by uret on 15 Mayıs 2010

Erkeklerde Saç dökülmesi neden olur ;

Genelikle saç dökülmesi kişilerde vucüdün estetik imajını bozan;strese yolaçan ve sonuç itibari ile kişinin kendine güvenini azaltan bir sorundur. Erkek tipi saç dökülmesi genel olarak erkeklik hormonu ile baglantılı olup ,genetik geçiş gösterebilir.

Saç dökülmesinin (erkek tipi) tek tedavisi günümüzde saç ekimi olup bütün dünyada geçerliligini korumaktadır.Kişinin kendi saçlarından yapılan canlı saç ekimi şu am için en güvenli yöntemdir. Vücudunuzdaki en dirençli saç ense ve şaşak bölgelerinde oldugu için saç nakli için transfer edilecek saçlar bu bölgeden temin edilir. Ve unutulmamalı ki günümüzde yoktan saç çıkartan mucizevi bir ilaç ,sampuan ,losyon veya kimyevi bir ürün bulunmamaktadır.

Diş Bakımı Yapma Yöntemleri

Sarı Dişler Nasıl Beyazlar?

Dişlerin hayatımızdaki yeri oldukça fazladır. Hem beslenmede önemli bir unsurdur hem de dış görüntümüzün belirleyicilerindendir. Temiz ve beyaz dişlerin görüntüsü her zaman güzeldir. Fakat çoğu zaman bakım yapılmadığında dişler sararmakta ve hatta çürümektedir. Dişlerin sararmasının birçok nedeni vardır. Bunlardan en çok bilineni çay/ kahve/ kola içmektir. Sigara içmek de dişlerin sararmasında büyük rol oynar. Çok fazla çay/ kahve/ kola, sigara tüketmek dişin minesinin üstünde lekelenmelere de neden olmaktadır. Bu tip sarı görüntünün ve lekelenmelerin giderilmesi için çoğunlukla kişi dişlerini fazla fırçalar ama bunun bir yararını görmez. Dişleri fazla fırçalamak sadece ağzın temiz olmasını ve çürük oluşumunun engellenmesini sağlar. Dişlerdeki sarı görüntüden kurtulmak için yapılması gereken şey haftada 2-3 kez diş macunumuza karbonat katıp dişlerimizi öyle fırçalamaktır. Yarım çay kaşığı kadar karbonatın üzerine 15-20 damla limon konulmalı ve bu karışım dişler beyazlayana kadar haftada 2-3 kez kullanılmalıdırdiş bakımı yapma, diş beyazlatma, sarı dişleri beyazlatma

Diş İpi Nasıl Kullanılır?

Diş İpi Nasıl Kullanılır?
Her öğün yemek yedikten sonra dişlerimizi fırçalamamız gerekmektedir. Bu dişlerimizin daha sağlıklı görünmesine ve çürük olma riskinin azalmasına yardımcı olmaktadır. Fakat sadece diş fırçalamayla dişin iyi temizlenmesini sağlama imkânımız yoktur. Yardımcı olarak diş ipi kullanmak gerekmektedir. Diş ipinin yanlış kullanımı diş etine zarar verebilir bu nedenle diş ipi kullanımını bilmek gerekir. Diş ipi kullanımında şu adımlar izlenir:
• Diş ipi 25-30 cm uzunlukta kesilir.
• Diş ipinin uçları iki elin işaret parmaklarına dolamamız gerek. Kullanım sırasında başparmaklar da işleme yardım edecektirler.
• İki dişin arasında diş fırçasının ulaşamadığı bölgelere diş etine baskı yapmadan uygulanır. Diş ipinin duruşu C şeklinde olmalıdır ve diş ipi aşağı- yukarı ve ya sağa-sola çekilerek dişlerin temizliği sağlanır.
• İşlem sırasında diş ipi dikkatli kullanılmazsa diş etinde kanamalara yok açabilir.
• İşlem sonunda dişlerde gıda artığı kalmayacaktır. Ancak temizlenen gıda artıklarının

Vidalı Diş Uygulamaları Nelerdir?

Ağız ve diş sağlığında gelinen son nokta İstanbul Diş Hastanesi ayrıcalığı ile tüm İstanbullular ile buluşuyor. Son yılların gözde tedavi şekli olan implant (halk arasında vidalı diş) tedavisi hakkında detaylara bu yazımızda ulaşabilirsiniz.

Vida şeklinde olan diş kökünün bir çok çeşitte üretilme safhaları, tür ve tipleri olmakla beraber halk arasında geçen ismi ile vidalı diş olarak üretilerek en çok kullanılan implant türü olma özelliğini taşımaktadır. Doğal diş yapısına hem şekil, hem görünüm hem de işlevi olarak en çok benzeyen vidalı implant türü kemik yoğunluğu uygun her hasta için kullanılan bir implant çeşididir. Çünkü en kaliteli ve en sağlam implant türü olmakla beraber sağlamlık ve yerleşke bakımından da tercih sebebidir.implant fiyatları, implant yapımı, implant nasıl yapılır

İmplantlar yaklaşık iki yüz yılı aşkın bir süredir uygun teknoloji ve uygun tıp dalları tarafından araştırılmakta olan ve üzerinde bir çok deney yapılan bir çalışmanın eseri olarak günümüze kadar gelmiştir. Son zamanlarda yaygın olarak kullanılmakta olan implantların son şeklini aldığı süre ise 1970’li yıllara kadar dayanmaktadır. O yıllardan bu yana çeşitli Avrupa ülkelerinin diş hekimliği sektöründe kullanılmakta olan implant tedavisi ise bizim ülkemize yaklaşık yirmi yıl önce gelmiştir,öncülüğü İstanbul Diş Hastanesi tarafından gerçekleştirilen uygulamanın ancak yoğun bir şekilde kullanılmaya başlaması sadece on yıllık bir süredir.

İmplantlar dişlerinde aşırı derecede fazla oranda hasar biriktirmiş veya tim ağzında hemen hemen hiç diş kalmamış hastaların en son çaresi olmakla beraber tüm dişlerin kaybı beklenmeden uygulanacak bir tedavi şeklidir, vidalı diş diye de bilinir. Sadece diş kaybı değil diş görüntüsünde aşırı derecede bozulma, dişlerin kırılması zedelenmesi, sürekli ağrıyan dişler, çok aşırı derecede incelmiş dişler gibi tüm diş sorunlarının kalıcı olarak uygulanmakta olan tek tedavi çeşididir.

Bazı protez çalışmalarında olduğu gibi hastanın genel sağlık ve genel psikolojik durumlarına hiçbir yan etkisi bulunmayan implant hastanın normal ve zinde yaşamı için kalıcı olarak geliştirilmiş bir tedavidir. Ayrıca köprüleme ve protezlerin bir kısmında olduğu gibi damağa ya da dile herhangi bir müdahelesi olmadığı için hastanın yemesinde ve içmesinde sorun çıkarmadığı gibi hastalara yönelik mide bulantısı şeklinde sorunlar da arz etmemektedir.

İmplant denilen kendi öz dişlerimizin tam olarak aynı görünümüne sahip olup bozulmuş diş görüntüsünün tamirini üstlenmekle beraber çene yapısına da müdahele edilerek görüntüyü güzelleştirmekle kalmaz tüm yiyecek ve içeceklerimizi gönlümüzce tüketebilmemizi sağlayarak vücudumuzun ihtiyaç duyduğu tüm mineral ve vitaminleri de almamızı sağlamaktadır. En önemlisi ise bunları yaparken herhangi bir acı duymayışımızdır. Oysaki implant dışında kalan tedavi yöntemleri kemiklerin yoğunluğunda azalmalara neden olmakla birlikte kullanımı oldukça zor ve bir o kadar da sıkıntılar yaşatmaktadır.

İmplant bakımı hakkında olduğu gibi tedavi ve tedavi sonrası hakkında tüm detayları İstanbul Diş Hastanesi randevu sistemini kullanarak öğrenebilirsiniz. Çünkü implantların düzenli olarak ağız bakımına tabi tutulmaları gerekmektedir ve bu ağız bakımları normal sürelerden farklı olarak günde en az iki kez toplamda bir saat kadar bir süre ayırılması gereklidir. Bu şekilde implant dişlerin genel görünümü sağlıklı bir şekilde kalacağı gibi kullanım süresine ait ömürleri de uzayacak ve sizleri yaşam boyu kaliteli bir şekilde işlevselliği ile memnun ve mutlu edecektir.

İmplantlar vidalı diş tedavi yöntemleri arasında en pahalı bir yöntem olduğu için düşük bütçeli hastalar tarafından tercih edilmemekle beraber en kesin çözüm olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü protezler sayesinde yaşamını devam ettirmeye çalışan diş hastaları protezler gibi çok sık sorun çıkartan ve ağız içinde acılara neden olan bir yöntem değildir. İmplantlar her hastaya uygulanabilmektedir halk arasında aşırı derecede yaşlı olanlara uygulanamaz gibi bir durum söz konusu olsa da kesinlikle öyle bir yaş sınırına tabi değillerdir. Tam tersine aşırı genç insanlarda kullanılmamaktadır. İmplant tedavisine girecek hastaların öncelikle ergenlik dönemini bitirmiş olmaları gerekmektedir çünkü implant tedavisi belirli oranlarda bir kemik gelişimine ihtiyaç duymaktadır.

Akdeniz Anemisi Tedavisi

Akdeniz anemisi kalıtsal bir kan hastalığıdır. Akdeniz anemisinin önlenmesinde doğum öncesi tanı yöntemleri büyük önem taşımaktadır. Hastalık bazı durumlarda sadece taşıyıcı olmak suretiyle yaşanabiliyor. Uzmanlar iki taşıyıcının evlenmesi halinde bebeklerinin Akdeniz anemisi olma ihtimalinin % 25 olduğunu ifade etmekteler. Bebeğin hasta mı, taşıyıcımı yoksa sağlam mı olduğu doğum öncesi tanı yöntemleriyle tespit edilebiliyor. Bebeğin hasta olması durumunda gebelik erken dönemde sonlandırılabiliyor.akdeniz anemisi, akdeniz anemisi tedavi yapımı, akdeniz anemisi nasıl tedavi edilir

Akdeniz anemisi hastalarının ayda bir kan alması gerekiyor, hastalar genellikle kalp yetmezliğinden kaybediliyor. Kesin Akdeniz anemisi tedavisi sadece kemik iliği nakli, yani kök hücre naklidir.

Bir adı da talesemi olan Akdeniz anemisi hastalığının genetik bir hastalık olduğu belirtilmektedir. Kandaki eritrositlerin yapımında bozukluk meydana getiren hastalık, alyuvarlar yapımında da eksiklikler meydana getirmektedir. Bu ağır kan hastalığı sebebiyle dalak, karaciğer ve kemik gibi kan yapılmayan bölgelerde hatta diğer kan yapılmayan yerlerde de kan yapılmaya çalışılıyor ve bu organlar gerçek görevlerini yerine getiremezler.

Prof.Dr Aksoy Akdeniz anemisi hastalığına yakalanan hastaların bütün hayatları boyunca kan alması gerektiğine dikkat çekmektedir. Normalde kan yapan eritrositlerin 100-120 yaşadığını dile getiren Prof.Dr Aksoy hastalarda bu sürenin 30-40 güne düşerek sonuçta kansızlık yaşadığına dikkat çekiyor. Diğer organlar kan yapmaya çalışınca vücudun her yerini işgal edecek kadar büyüdüğüne de dikkat çekiyor. Hastalığın irsi olduğunu dile getiren Prof.Dr.Aksoy ebeveyn adaylarının evlenirken mutlak kontrolden geçmesi gerektiğini ifade ediyor.

Uzmanlar Akdeniz anemisi hastalığının tedavisinin zor ve pahalı olduğunu belirtiyor. Kansızlığa karşı kan vermek gerekir. Kanlarda eritrosit parçalanmasındaki hız yüzünden açığa çıkan demirin toplanmasının önlemek için desferoksamin tedavisi gerekmekte olduğunu dile getiriyorlar. Bu tür kan hastalıklarının tedavisi için hemotoloji bölümü olan hastanelerde tedavisi gerekmekte ve bu ünitelerinde sadece üniversite hastanelerinde mevcut olduğunu dile getirmektedir uzmanlar.

Bir adı da talasami olan Akdeniz anemisi ilk defa Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde görüldüğü için bu adla anılmıştır. Ülkemizde 33 merkezde yapılan çalışmalar Akdeniz anemisi görülme sıklığının yüzde 2.1 olduğu ortaya çıkmıştır, çalışmalar 1 milyon 700 bin taşıyıcı ve beş bin Akdeniz anemisi hastasının bulunduğunda ortaya çıkarmıştır. Akdeniz anemisi çoğunlukla bir yaşından önce solukluk, iştahsızlık, huzursuzluk ve huysuzlukla kendini gösterir.

Bademcik Şişmesi Nedeni Nedir?

Bademcik Nedir?

Bademcikler, boğazın her iki yanında var olan, vücudun savunma sistemini sağlayan aynı zamanda vücuda giren mikroplara karşı antikor üreten dokulardır. Bademcikler, el ile dokunulduğu zaman hissedilebilir.bademcik şişmesi, bademcik tedavisi, bademcik şişmesi nedenleriBademcikler, dışardan solunum yolu ile alınan mikropların boğazda birikmesi sonucu şişer ve bademcikler iltihaplanır. Bademciklerin iltihaplanması genellikle bademciklerin üzerinde kızarıklıklar ve şişlikler olarak belirir. İlerlemiş boğaz iltihaplarında, bademciklerin üzerinde beyaz ve sarımtrak renkte kabarcıklar birikir, bunlara iltihap denilir. Bademcikler şiştiği zaman, yutkunma zorluğu yaşanır ve ağrı yapar. Derecelerine göre bademcik iltihapları belirti gösterir.

GENEL BELİRTİLER

Bademcikler, hava yolu ile alınan mikropların boğaz ve bademcikler üzerinde birikmesi ile şişer. Bademcik şişmesinin belirtileri, boğazda ağrı ve yutkunma güçlüğü ile başlar. Genelde tek taraflı başlayan boğaz ağrısı, zaman içinde çift taraflı ağrıya dönüşür ve giderek yutkunmada zorluk yaşatır. Yutkunma sırasında, boğaza Bir şey takılıyormuş gibi ağrı yapar, bu da insanları son derece rahatsız eden bir durumdur. Bademciklerin iltihaplanması, boğaz ağrısı ile başlar ve boğaz ağrıları tedavi edilmediği zaman iltihaplanmalar görülür. Her iki taraftaki bademciklerde beyaz ve sarı renkli kabarcıklar ve noktalar oluşur. Bazı ileri vakalarda, bademciklerin üzeri komple bu beyaz doku ile kaplanır. İleri seviyedeki bademcik şişmelerinde, ağızda kötü bir koku ve kuruluk yaşanır. Ayrıca boyunda şişme, bezelerde büyüme görülür. El ile dokunulduğu zaman bu bezeler de acı ve ağrı hissedilir. Bu belirtilere ek olarak yüksek ateş de hastalığın seyirlerindendir. Ses kısılması, yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, ses tonunda değişmeler, üşüme ve titreme de boğaz hastalıklarının belirtileri arasındadır.

BADEMCİK NASIL TEDAVİ EDİLİR? NE YAPMAK GEREKİR?

Bademcik iltihaplanmalarında ilk olarak doktora gidilmelidir. Kişi, kendi kendini tedavi etmeye kalkışmamalı ve doktorun tavsiyelerini uygulamalıdır. Bademcik şişmesinde, doktor genelde antibiyotik verir ve bu sayede iltihaplar kurur, tedavi olur. Fakat doktor önce, bademciklerin neden şiştiğinin analizini yapar, etken maddeleri ve mikropları belirler ve buna uygun ilaç verir.

AMELİYAT ŞART MIDIR?

Bademcikler, vücudun savunma mekanizmalarıdır. Dışarıdan alınan mikroplara karşı savaşır, savunma sağlar. Bu yüzden bademciklerin ameliyat ile alınması pek önerilmez. Eski zamanlarda, bademcikleri şişen kişilerin bademcikleri hemen alınıyordu. Fakat doktorlar artık buna karşı gelerek, hastalığın kronikleşmesini beklemektedir. Bademcikler, sürekli olarak şişiyor ve iltihaplanıyorsa, beraberinde yüksek ateş oluşturuyorsa, nefes almayı güçleştirip yutkunmada aşırı zorluk oluşturuyorsa, etrafındaki diğer organlara zarar vermeye başlıyorsa ameliyat edilip alınması gerekldir. Ancak tabii ki, buna sadece doktorlar karar verebilir. Savunma mekanizması oldukları için çok ileri düzeyde rahatsızlık yaşamadıkça, alınmaları önerilmez.

Bademcikler alındığı zaman, vücuttaki savunma sistemi zayıflamaz çünkü vücuttaki savunma sistemini sadece bademcikler karşılamaz. Bademciklerin alınmasının en büyük avantajı, kişi sık sık hasta olmaktan kurtulur ve farenjit gibi bilimum boğaz hastalıklarının riski kalmaz.

Bademcik şişmesine iyi gelen şifalı bitkiler, yaban mersini, papatya, keten tohumu, üzüm suyu, dut, soğan ve sarımsaktır. Sarımsak ve soğan, doğal antibiyotik sayıldığı için hergün tüketilmelidir. Bu sayede vücutta koruma mekanizmaları gelişir ve kişi hasta olmaktan kurtulur. Bunların arasındaki bazı bitkiler, kaynatılmadan kaynama noktasına gelinceye kadar ısıtılır, demlemeye bırakılır ve içilir. Hangi bitkiyi nasıl hazırlayacağınızı, şifalı bitkiler bölümümüzden öğrenebilir ve uygulayabilirsiniz.